Toplam 7 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Beyaz Atlı Prens Gibi Bir Şey

  1. #1
    Uye Rutbesi
    kostok218 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    13.09.2010
    Konum
    Anlamsızlıklar diyarı...
    Mesajlar
    1,427

    Varsayılan Beyaz Atlı Prens Gibi Bir Şey

    Sürekli gidip gelen pasta tabakları ve kulaktan kulağa dolanan dedikodular arasında boğulacak gibi olmuştu. Bütün bakışları üzerinde hissediyordu. Bir köşeye sinmişti ama faydalı görünmüyordu. Çeşitli sorular durmadan üzerine geliyordu. Üç kere okulu sorulmuştu, yedi kere sevgilin var mı demişlerdi. Yok demekten dilinde tüy bittiğini hissetmişti.
    ''Kız, Ayşe.'' Dedi Melahat. Altmış yaşını devirmiş, dul bir kadındı. Şu sıralar dördüncü kocayı aradığı söyleniyordu. ''Daha evlenmeyecek misin sen? Benim oğlanlara alayım seni?''
    ''Yok.'' Dedi hiç düşünmeden. ''Evde kaldım ben, annem turşumu kuracak. Senin oğlanlarla evlenmem zaten. Hepsinin altına mı yatıracaksın beni? Sırayla mı aynı anda mı? Yedi kocalı Hürmüz'e mi benziyorum ben?'' Melahat'ın yedi oğlu vardı ve bunun gayet yerinde bir benzetme olduğuna karar vermişti Ayşe.
    Geniş salonda sıkış sıkış oturan kadınların hepsi susmuştu. Biri elindeki çay bardağını düşürmüş, bir diğeri antreye çıkan kapının eşiğine takılıp düşmüştü. İki kız, ikisi de Ayşe'den küçük, kadını kaldırmıştı. İçerideki ölüm sessizliğini bozan Ayşe'nin karşı komşusu Fatma Hanım olmuştu. Buradakiler arasında, Ayşe'nin sevgi duyduğu tek kadın oydu. Sadece kırıntıydı, fazlası değil.
    ''Kızlar susun bakayım, Unutma Beni başlayacak.'' Dedi Fatma. Kumandayı eline alıp düğmeye bastı.
    Çalan jenerik müziği Ayşe'nin imdadına yetişmişti adeta. 'Benim ne işim var burada?' dedi kendi kendine ve ilk defa annesine lanet etti. 'Lanet kadın ne diye kendin gelmeyip beni yollarsın buraya?'
    Dalmıştı, bir beyaz atlı prensin gelmesi için bildiği bütün tanrılara dua etti. Sarışın ve renkli gözlü, bebek yüzlü bir erkek. Yirmili yaşlarda ve olgun görünüşlü. Tam ihtiyacı olan tipti.
    O beyaz atlı prensini düşünürken dizi reklam arasına girmişti. Anlamsız ve bir o kadar gereksiz, dedikodu dolu konuşmalar tekrar başlamışken, bir soru kendini tekrar etmişti.
    ''Ayşe, okul ne oldu? Bitti mi?'' dedi Emine. Elliye merdiven dayamıştı, gözleri her şeye kıskançlıkla bakıyordu.
    Ayşe ağzını açacaktı ki Emine'nin kızı Berna'yı gördü. Ayşe'den iki yaş küçüktü. Gözleri aynı annesi gibiydi. Hatta ondan daha kıskanç bakışları vardı. Normaldi bu, Ayşe üniversite sınavında derece yapmıştı beş sene önce. Berna ise üç yıldır sınava gidiyordu. Barajı dahi geçememişti. Zeka özürlüsü olarak görüyordu Ayşe onu. Berna'nın gözündeyse Ayşe ukala zillinin tekiydi. Aslında tam tersi denebilirdi. Ayşe bugüne kadar sadece tek biriyle yakınlaşmışken Berna'nın haftalık sevgili değiştirdiği tüm mahallenin dilindeydi.
    ''Bitti.'' Dedi Ayşe sadece.
    Emine tam konuşmaya hazırlanıyordu ki salon büyük bir gürültüyle kaplandı. Cam kırıkları etrafa saçıldı ve güneşin parıltısı altında beyaz atlı biri girdi içeri. Ayşe dualarının kabul olduğunu düşünüyordu. Gözleri büyüdü. Ayağa kalktı ve heyecanla elini uzattı, ''Benim için geldin ha?'' dedi.
    Atın üzerindeki adam yüzünü ona döndü. Tıpkı hayalindeki gibiydi. Sarı saçlı, bir gözü mavi diğeri yeşil. Adam ona baktı, baktı ve bir daha baktı. En sonunda tiksinti dolu bakışlarını düzelterek tekli koltukta oturmakta olan Melahat'a yöneltti. ''Kraliçem, sizin için geldim.'' Dedi.
    Melahat hiç düşünmeden ayağa kalktı ve atın arkasına atladı. Kıskançlık dolu bakışların arasında at, kişneyerek kırılmış pencereden dışarı çıktı.
    Bu sırada Ayşe ayakta kalmıştı. Bir eli havada uzanıyordu, diğeriyse hızla atmakta olan kalbinin üzerindeydi. Gözler kırılmış pencereden Ayşe'ye yöneldi. Gözler büyüdü, ağızlar açıldı. Atılmaya başlayan kahkahalar pencereden sokağa kadar taştı. Onlara sokaktan geçen insanlar katıldı. Herkes güldü, ama en çok gülen Berna'ydı. Kendi kazanmamıştı belki ama Ayşe kaybetmişti. Mutlu olması için yeterliydi.


    ***

    Geçenlerde yazmıştım. Wattpad'e attığım tek yazı şu an bu. Ne zamandır bir şey paylaşmamıştım. Umarım beğenirsiniz.
    Sayonara
    Yıldırım Efendisi(Belki de dönmeye çalışıyorumdur ha?)

  2. #2
    Uye Rutbesi
    Leiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    28.10.2009
    Konum
    Montana' nın peşinde
    Mesajlar
    144

    Varsayılan

    Alıntı kostok218 kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Sürekli gidip gelen pasta tabakları ve kulaktan kulağa dolanan dedikodular arasında boğulacak gibi olmuştu. Bütün bakışları üzerinde hissediyordu. Bir köşeye sinmişti ama faydalı görünmüyordu. Çeşitli sorular durmadan üzerine geliyordu. Üç kere okulu sorulmuştu, yedi kere sevgilin var mı demişlerdi. Yok demekten dilinde tüy bittiğini hissetmişti.
    ''Kız, Ayşe.'' Dedi Melahat. Altmış yaşını devirmiş, dul bir kadındı. Şu sıralar dördüncü kocayı aradığı söyleniyordu. ''Daha evlenmeyecek misin sen? Benim oğlanlara alayım seni?''
    ''Yok.'' Dedi hiç düşünmeden. ''Evde kaldım ben, annem turşumu kuracak. Senin oğlanlarla evlenmem zaten. Hepsinin altına mı yatıracaksın beni? Sırayla mı aynı anda mı? Yedi kocalı Hürmüz'e mi benziyorum ben?'' Melahat'ın yedi oğlu vardı ve bunun gayet yerinde bir benzetme olduğuna karar vermişti Ayşe.
    Geniş salonda sıkış sıkış oturan kadınların hepsi susmuştu. Biri elindeki çay bardağını düşürmüş, bir diğeri antreye çıkan kapının eşiğine takılıp düşmüştü. İki kız, ikisi de Ayşe'den küçük, kadını kaldırmıştı. İçerideki ölüm sessizliğini bozan Ayşe'nin karşı komşusu Fatma Hanım olmuştu. Buradakiler arasında, Ayşe'nin sevgi duyduğu tek kadın oydu. Sadece kırıntıydı, fazlası değil.
    ''Kızlar susun bakayım, Unutma Beni başlayacak.'' Dedi Fatma. Kumandayı eline alıp düğmeye bastı.
    Çalan jenerik müziği Ayşe'nin imdadına yetişmişti adeta. 'Benim ne işim var burada?' dedi kendi kendine ve ilk defa annesine lanet etti. 'Lanet kadın ne diye kendin gelmeyip beni yollarsın buraya?'
    Dalmıştı, bir beyaz atlı prensin gelmesi için bildiği bütün tanrılara dua etti. Sarışın ve renkli gözlü, bebek yüzlü bir erkek. Yirmili yaşlarda ve olgun görünüşlü. Tam ihtiyacı olan tipti.
    O beyaz atlı prensini düşünürken dizi reklam arasına girmişti. Anlamsız ve bir o kadar gereksiz, dedikodu dolu konuşmalar tekrar başlamışken, bir soru kendini tekrar etmişti.
    ''Ayşe, okul ne oldu? Bitti mi?'' dedi Emine. Elliye merdiven dayamıştı, gözleri her şeye kıskançlıkla bakıyordu.
    Ayşe ağzını açacaktı ki Emine'nin kızı Berna'yı gördü. Ayşe'den iki yaş küçüktü. Gözleri aynı annesi gibiydi. Hatta ondan daha kıskanç bakışları vardı. Normaldi bu, Ayşe üniversite sınavında derece yapmıştı beş sene önce. Berna ise üç yıldır sınava gidiyordu. Barajı dahi geçememişti. Zeka özürlüsü olarak görüyordu Ayşe onu. Berna'nın gözündeyse Ayşe ukala zillinin tekiydi. Aslında tam tersi denebilirdi. Ayşe bugüne kadar sadece tek biriyle yakınlaşmışken Berna'nın haftalık sevgili değiştirdiği tüm mahallenin dilindeydi.
    ''Bitti.'' Dedi Ayşe sadece.
    Emine tam konuşmaya hazırlanıyordu ki salon büyük bir gürültüyle kaplandı. Cam kırıkları etrafa saçıldı ve güneşin parıltısı altında beyaz atlı biri girdi içeri. Ayşe dualarının kabul olduğunu düşünüyordu. Gözleri büyüdü. Ayağa kalktı ve heyecanla elini uzattı, ''Benim için geldin ha?'' dedi.
    Atın üzerindeki adam yüzünü ona döndü. Tıpkı hayalindeki gibiydi. Sarı saçlı, bir gözü mavi diğeri yeşil. Adam ona baktı, baktı ve bir daha baktı. En sonunda tiksinti dolu bakışlarını düzelterek tekli koltukta oturmakta olan Melahat'a yöneltti. ''Kraliçem, sizin için geldim.'' Dedi.
    Melahat hiç düşünmeden ayağa kalktı ve atın arkasına atladı. Kıskançlık dolu bakışların arasında at, kişneyerek kırılmış pencereden dışarı çıktı.
    Bu sırada Ayşe ayakta kalmıştı. Bir eli havada uzanıyordu, diğeriyse hızla atmakta olan kalbinin üzerindeydi. Gözler kırılmış pencereden Ayşe'ye yöneldi. Gözler büyüdü, ağızlar açıldı. Atılmaya başlayan kahkahalar pencereden sokağa kadar taştı. Onlara sokaktan geçen insanlar katıldı. Herkes güldü, ama en çok gülen Berna'ydı. Kendi kazanmamıştı belki ama Ayşe kaybetmişti. Mutlu olması için yeterliydi.


    ***

    Geçenlerde yazmıştım. Wattpad'e attığım tek yazı şu an bu. Ne zamandır bir şey paylaşmamıştım. Umarım beğenirsiniz.
    Okumadım ama gayet bilgilendirici. Faydalı bilgiler var.
    Montana Çetesinin Gerçek Yüzü

  3. #3
    Uye Rutbesi
    Kara Fatma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    19.11.2009
    Konum
    o la la
    Mesajlar
    2,439

    Varsayılan

    Alıntı kostok218 kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Sürekli gidip gelen pasta tabakları ve kulaktan kulağa dolanan dedikodular arasında boğulacak gibi olmuştu. Bütün bakışları üzerinde hissediyordu. Bir köşeye sinmişti ama faydalı görünmüyordu. Çeşitli sorular durmadan üzerine geliyordu. Üç kere okulu sorulmuştu, yedi kere sevgilin var mı demişlerdi. Yok demekten dilinde tüy bittiğini hissetmişti.

    Kısa kısa cümleleri birbirine bağlayarak gitsen daha akıcı bir anlatım olurdu.

    ''Kız, Ayşe.'' Dedi Melahat. Altmış yaşını devirmiş, dul bir kadındı. Şu sıralar dördüncü kocayı aradığı söyleniyordu. ''Daha evlenmeyecek misin sen? Benim oğlanlara alayım seni?''
    ''Yok.'' Dedi hiç düşünmeden. ''Evde kaldım ben, annem turşumu kuracak. Senin oğlanlarla evlenmem zaten. Hepsinin altına mı yatıracaksın beni? Sırayla mı aynı anda mı? Yedi kocalı Hürmüz'e mi benziyorum ben?'' Melahat'ın yedi oğlu vardı ve bunun gayet yerinde bir benzetme olduğuna karar vermişti Ayşe.

    Böyle bir cevaptan sonra Melahat ne tepki verecek diye bekledim, merakta bırakmasan iyiydi

    Geniş salonda sıkış sıkış oturan kadınların hepsi susmuştu. Biri elindeki çay bardağını düşürmüş, bir diğeri antreye çıkan kapının eşiğine takılıp düşmüştü. İki kız, ikisi de Ayşe'den küçük, kadını kaldırmıştı. İçerideki ölüm sessizliğini bozan

    ...

    Bu sırada Ayşe ayakta kalmıştı. Bir eli havada uzanıyordu, diğeriyse hızla atmakta olan kalbinin üzerindeydi. Gözler kırılmış pencereden Ayşe'ye yöneldi. Gözler büyüdü, ağızlar açıldı. Atılmaya başlayan kahkahalar pencereden sokağa kadar taştı. Onlara sokaktan geçen insanlar katıldı. Herkes güldü, ama en çok gülen Berna'ydı. Kendi kazanmamıştı belki ama Ayşe kaybetmişti. Mutlu olması için yeterliydi.
    Güzel bir hikaye, hayaller, hayallerde bile yaşanan özgüven sorunu, iç dünyadaki korkular çok sade bir anlatımla dile gelmiş, tebrik ederim.

    Not:Özellikle son cümlene bayıldım.

  4. #4
    Uye Rutbesi
    kostok218 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    13.09.2010
    Konum
    Anlamsızlıklar diyarı...
    Mesajlar
    1,427

    Varsayılan

    Alıntı Kara Fatma kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Güzel bir hikaye, hayaller, hayallerde bile yaşanan özgüven sorunu, iç dünyadaki korkular çok sade bir anlatımla dile gelmiş, tebrik ederim.

    Not:Özellikle son cümlene bayıldım.
    Tavsiyen için teşekkür ederim.

    Yazarken belki de tek düşündüğüm yer Melahat'in söyleyecekleriydi ama aklıma uygun bir şey gelmedi. Ben de boş bıraktım orayı.
    Sayonara
    Yıldırım Efendisi(Belki de dönmeye çalışıyorumdur ha?)

  5. #5
    Uye Rutbesi
    Kara Fatma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    19.11.2009
    Konum
    o la la
    Mesajlar
    2,439

    Varsayılan

    Alıntı kostok218 kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Tavsiyen için teşekkür ederim.

    Yazarken belki de tek düşündüğüm yer Melahat'in söyleyecekleriydi ama aklıma uygun bir şey gelmedi. Ben de boş bıraktım orayı.

    Aslında ayşe'nin yaptığı gibi ani çıkışlarda karşıdaki kişinin söyleyecek söz bulması oldukça zor. Bu gibi durumlarda vücut dilini, yüz ifadelerini kullanabilirsin. Mesela;

    Ayşe'in bu beklenmedik çıkışı karşısında Melehat,

    - kıpkırmızı olmuş, üzerine giydiği kazakla bütünleşmişti.

    - sinirden faltaşı gibi açılan gözlerinde şimşekler çaktı.

    - donakalmış, yemekte olduğu cevizli kurabiye boğazında düğümlenmişti.

    ... gibi.

  6. #6
    Uye Rutbesi
    kostok218 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    13.09.2010
    Konum
    Anlamsızlıklar diyarı...
    Mesajlar
    1,427

    Varsayılan

    Alıntı Kara Fatma kullanıcısından alıntı Mesajı göster

    Aslında ayşe'nin yaptığı gibi ani çıkışlarda karşıdaki kişinin söyleyecek söz bulması oldukça zor. Bu gibi durumlarda vücut dilini, yüz ifadelerini kullanabilirsin. Mesela;

    Ayşe'in bu beklenmedik çıkışı karşısında Melehat,

    - kıpkırmızı olmuş, üzerine giydiği kazakla bütünleşmişti.

    - sinirden faltaşı gibi açılan gözlerinde şimşekler çaktı.

    - donakalmış, yemekte olduğu cevizli kurabiye boğazında düğümlenmişti.

    ... gibi.

    Mantıklı, pek fazla betimlemeye dikkat etmediğimden hiç düşünmemiştim. Sağ ol tekrardan.
    Sayonara
    Yıldırım Efendisi(Belki de dönmeye çalışıyorumdur ha?)

  7. #7
    Uye Rutbesi
    Kara Fatma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    19.11.2009
    Konum
    o la la
    Mesajlar
    2,439

    Varsayılan

    Alıntı kostok218 kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Mantıklı, pek fazla betimlemeye dikkat etmediğimden hiç düşünmemiştim. Sağ ol tekrardan.
    sen yeter ki yaz, elimden geldiğince destek olmaya çalışırım.

Benzer Konular

  1. Beyaz Ç. Prens
    By kostok218 in forum Tarih/Fantastik Yazın
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 13-01-2016, 22:31
  2. siyah + beyaz = beyaz
    By fahri_baba in forum Oyunla İlgisiz
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 22-02-2011, 17:41
  3. Yaşamadan,Yaşamış gibi Yaşıyor gibi...
    By ...AtakaN... in forum Karalama Defteri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 26-04-2010, 21:19

Yetkileriniz

  • Yeni konular gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap yazamazsınız
  • Mesajınıza eklentiler ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •