Toplam 9 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 9 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Bir Gün Bir Gün Bir Adam

  1. #1
    Üye LaST-KiNG - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    31.10.2009
    Konum
    oorda burdaa şurdaadıır
    Mesajlar
    1,526

    Varsayılan Bir Gün Bir Gün Bir Adam

    Geçenlerde yazdığım bir yazı. Buralarda hala takılan birileri var mı bilmem ama yine de şöyle bırakayım, beğenmeniz dileğiyle ^^
    **

    Yorucu bir gün daha bitmişti. Neredeyse sürünür halde geldi adam kapısının önüne. Fazlasıyla yorulmuştu, terlemişti ve leş gibi kokuyordu. Üzerindeki ceketin kolunu çekip yırtarak yırttığı parçayla alnını sildi adam. Zira kafasını koluna silmek için eğse, kopabilirdi belki, öyle hissetmişti o an. Nasıl olsa artık gidecek bir işi kalmadığından ceketine ihtiyacı yoktu zaten. Kapıyı tıklattı sonra bikaç kez, bir süre bekledi. Sonra hafifçe gülümsedi ve cebinden anahtarlarını çıkarıp girdi evine, en başından beri kapıyı kimsenin açmasını beklemiyordu belli ki.

    Kapıyı açmasıyla birlikte ağır bir hava çarpmıştı adamın yüzüne. Ter, sigara ve alkol kokusundan oluşan ağır bir havaydı bu. Ama adam pek aldırış etmiyordu. Kapıyı gayet sakin bir şekilde kapattı ve aynı sakinlikte omzundaki çantasını çıkarıp yere bıraktı. Ayakkabılarını çıkardıktan sonraysa işler daha da kötü bi hal almıştı. Sabah gitmeden önce beyaz olan çorapları akşama kadar terden sırılsıklam olmuş ve sararmıştı. Az önceki evin ağır kokusuna, bir de bu eklenmişti şimdi. Yine de adamın pek umurunda değildi.

    Ağır adımlarla ilerledi adam, tek odalı bir evde yaşıyordu. Pencereyi açtı, çoraplarını pencerenin arasına sıkıştırıp kapattı. Bu tür temizlik işleriyle uğraşmaktan pek hazzeden birisi değildi çünkü ve bugün yeteri kadar şey de yaşamıştı zaten. Çorapların birinin ölümüne sebep olmaması dileğiyle üzerindekileri değişip kendini kanepenin üstüne bıraktı. Kanepenin arasına sıkışmış bir sigara paketi buldu sonra. Kendini şanslı sayıyordu, çünkü yerinden kalkmaya pek de niyeti yoktu. Paketi açtı, içinden bir çakmak ve iki dal sigara çıktı. Bugün için başına gelen en güzel olay buydu belki de. Kanepeye iyice yayıldı, sigarasını yaktı ve tavanı izlemeye başladı adam. Hayatı uzun zaman önce sona ermiş gibi hissediyordu ve neden yaşadığı hakkında da pek bir fikri yoktu.

    Çalışmak zorunda değildi aslında. Yaşadığı evi 10 yıl kadar önce ailesi kendisi için satın almıştı. O zamanlar üniversite zamanlarıydı adamın, ailesi de bir nevi hediye olarak almıştı. Ev alındıktan 2 yıl kadar sonra annesiyle babası bir kazada vefat etmişlerdi. Ailenin tek çocuğu olduğu için bütün mal varlığı kendisine kalmıştı adamın. Hayatının sonuna kadar hiçbir şey yapmadan sadece bu parayı yiyerek bile yaşayabilirdi.


    Sigaradan uzunca bir nefes çekti adam, sonra da yavaşça üfledi evin tavanına doğru. Bundan sonra çalışmak için uğraşmayacaktı, öyle karar vermişti. Bu leş gibi evinde bir başına can vermek daha cazip geliyordu artık. Zaten öncesinde de kendisi için değil, ailesine karşı vicdanen suçlu hissetmemek için çalışmıştı ama bitmişti artık. Vicdanı ya da gururu pek umurunda değildi. Çalışmak için evinden çıkıp tanımadığı milyonlarca insanın arasına karışmak ve her gün onlarcasıyla sohbet etmek zorunda kalmak bile yeterli olmalıydı.

    Daha fazla bir şeyler düşünmek istemedi adam. Hafifçe doğruldu, oturur pozisyona geldi. Ağzında küçücük kalan sigarayı yere tükürüp ayağıyla ezdi. Televizyonu açıp saçma şeyler izleyerek kafa dağıtmayı planlıyordu ama bir sorun vardı. Kumanda görünmüyordu, televizyon uzaktaydı ve ayağa kalkmaya hiç niyeti yoktu. Ayağının birkaç santim önündeki pantolonu kaldırdı sonra adam, kumanda altından çıktı. Ama bu sefer de yetişemeyeceği kadar bir mesafedeydi. Kaldırdığı pantolonun paçalarından tuttu, ileriye doğru salladı ve kumandayı pantolonuyla yakalayıp kendine doğru çekti. Kumandayı eline aldı, zafer kazanmış edasıyla sırıttı ve aşağılayıcı gözlerle kumandaya baktı bir süre. Aşağılık kumanda, patronun kim olduğunu daha öğrenememişti galiba. O kim oluyordu da kendisine kafa tutuyordu?

    Televizyonu açtı adam, yavaş yavaş kanalları değiştirmeye başladı. Her zamanki gibi ilgisini çeken en ufak bir şey bile yoktu. Ve bu yüzden yine her zamanki gibi açıp evlendirme programı izlemeye karar verdi. Neden bunu yaptığını bilmiyordu, sadece alışkanlık haline gelmeye başlamıştı. Televizyonu izlediği sırada kanepenin üzerinden inmeden kolunu aşağı uzatıp elini kanepenin altına soktu adam. Daha önceden yemek için satın aldığı bir paket Antep fıstığını çıkardı. Bunların tatlarına adeta bağımlıydı.

    Elini içine daldırdı, bikaç tanesini birden eline aldı. Sonra her zaman yaptığı gibi ilk önce kaç tane aldığını saydı. Aldığı fıstık sayısının tek ve asal sayı olmasına çok özen gösteriyordu adam ama daha bir kez olsun ilk alışında tek sayı tutturamamıştı. Hep çift sayıda geliyordu ve çift sayıları sevmiyordu adam. Yine öyleydi, tam olarak 12 tane almıştı eline. Ne vardı sanki bir tane az ya da fazla alsa? 12 tane olduğu için paketin içinden bir tane daha aldı adam, öyle yemeye başladı. Bir süre yedi ve televizyon izledi. 21 yaşında bir kıza 65 yaşında bir adam talip olmuştu. İşin ilginç olanıysa kız da kabul etmişti, adam zengin bir adamdı. “Midesiz ****** çocukları” diye geçirdi adam içinden. Belki de bu programı insanların saçmalıklarını izleyip onları daha rahat aşağılayabilmek için izliyordu, kim bilir.

    Bir yandan da fıstık yemeye devam ediyordu adam. Elinde son bir tane kalmıştı, fakat o da ne? Tırnağını sokup açabileceği bir aralık yoktu fıstığın üzerinde. Canı sıkılmıştı yine. Herhangi birisini hedef almaksızın bir küfür daha savurdu boşluğa. 13 tane yemek için paketten bir tane daha almıştı ama sonuç olarak yine 12 tane yiyebilmişti. Elindeki o ağzı kapalı fıstığı televizyona doğru fırlattı sonra adam. Ama tadı kaçmıştı bir kere. Hatta o kadar kaçmıştı ki pakete bir kez daha elini sokup yenilerini aldığında kaç tane olduğunu saymamıştı. Üzüldüğünü hissetti adam, televizyon bile izleyemiyordu şu an. Avucuna aldığı fıstıkları pakete koydu tekrar, paketi yanına bıraktı. Ayağa kalktı ve az önce fırlattığı ağzı kapalı fıstığı aramaya başladı. Bulması lazımdı, kendini fazlasıyla kötü hissediyordu çünkü. Neden fırlatmıştı ki sanki? Altı üstü açabileceği bir aralık yoktu. Fıstığın kendisi fırlatılmayı ister miydi sanki, istemezdi tabi. Belki de paketten en son aldığı fıstıktı o, belki de adam kendisini seçtiği için ne kadar da mutlu olmuştu. Strese girdi adam, kafasının üzerinde karıncalanma hissetti, kalp atışları hızlandı ve vücudunu ter basmaya başladı. Kendinden nefret ediyordu. O kadar sıkıntı basmıştı ki adamı, neredeyse ağlayacaktı. Bulamıyordu, yer yarıldı içine girmişti sanki. Odanın çeşitli yerlerine serpiştirilmiş onlarca eşyayı, kıyafeti kaldırıyordu her yere bakıyordu ama bulamıyordu işte. Ve dayanamayıp ağlamaya başladı adam sonunda, vücudunun bütün enerjisinin gitmeye başladığını hissetti. “Neredesin?” diye bağırdı. Vücudunun her bir noktasında kanın akışını hissedebiliyordu adam. Damarları patlayacak gibiydi. Televizyona yaklaşarak bir yumruk salladı adam, eli televizyonun içine geçti ve cam parçaları saplandı. Fakat bunun ağrısını pek de hissetmiyordu. Elini çıkardı, bir yumruk daha salladı televizyona, bir yandan da ağlıyordu. Bir tür kriz geçiriyordu belki de, ya da diğer bütün insanların dediği gibi çoktan kafayı yemişti.

    Yorgunluktan düşene kadar bağırıp çağırdı adam, her yerde o fırlattığı Antep fıstığını aradı. En son yere yığıldı kaldı. Fazlasıyla gürültü çıkarmıştı ama binadaki herkes onun bu hallerine alıştığından merak eden yoktu. Ağlıyordu adam, gözleri kan çanağına dönmüştü. Yere düştükten sonra bir süre kendine gelemedi adam. Gözlerini hafifçe aralamaya çalıştı. İşte oradaydı, fırlattığı o fıstık tam gözlerinin önünde duruyordu. Az önce televizyonu patlatmak için kullandığı elleriyle uzandı fıstığa doğru, sağ avucunun içine aldı. Gözlerini kapadı, sakinleşmişti. “Özür dilerim” dedi. Fıstığı kabuğuyla birlikte ağzına attı ve tavanı izlemeye koyuldu. Gülümsüyordu…

  2. #2
    Üye
    Kayıt Tarihi
    08.03.2014
    Konum
    Sandalye
    Mesajlar
    632

    Varsayılan

    Eline sağlık.


    Dipçik:Okumadım.
    Sükût...







  3. #3
    Banned
    Kayıt Tarihi
    28.06.2015
    Mesajlar
    17

    Varsayılan

    Alıntı LaST-KiNG kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Geçenlerde yazdığım bir yazı. Buralarda hala takılan birileri var mı bilmem ama yine de şöyle bırakayım, beğenmeniz dileğiyle ^^
    **

    Yorucu bir gün daha bitmişti. Neredeyse sürünür halde geldi adam kapısının önüne. Fazlasıyla yorulmuştu, terlemişti ve leş gibi kokuyordu. Üzerindeki ceketin kolunu çekip yırtarak yırttığı parçayla alnını sildi adam. Zira kafasını koluna silmek için eğse, kopabilirdi belki, öyle hissetmişti o an. Nasıl olsa artık gidecek bir işi kalmadığından ceketine ihtiyacı yoktu zaten. Kapıyı tıklattı sonra bikaç kez, bir süre bekledi. Sonra hafifçe gülümsedi ve cebinden anahtarlarını çıkarıp girdi evine, en başından beri kapıyı kimsenin açmasını beklemiyordu belli ki.

    Kapıyı açmasıyla birlikte ağır bir hava çarpmıştı adamın yüzüne. Ter, sigara ve alkol kokusundan oluşan ağır bir havaydı bu. Ama adam pek aldırış etmiyordu. Kapıyı gayet sakin bir şekilde kapattı ve aynı sakinlikte omzundaki çantasını çıkarıp yere bıraktı. Ayakkabılarını çıkardıktan sonraysa işler daha da kötü bi hal almıştı. Sabah gitmeden önce beyaz olan çorapları akşama kadar terden sırılsıklam olmuş ve sararmıştı. Az önceki evin ağır kokusuna, bir de bu eklenmişti şimdi. Yine de adamın pek umurunda değildi.

    Ağır adımlarla ilerledi adam, tek odalı bir evde yaşıyordu. Pencereyi açtı, çoraplarını pencerenin arasına sıkıştırıp kapattı. Bu tür temizlik işleriyle uğraşmaktan pek hazzeden birisi değildi çünkü ve bugün yeteri kadar şey de yaşamıştı zaten. Çorapların birinin ölümüne sebep olmaması dileğiyle üzerindekileri değişip kendini kanepenin üstüne bıraktı. Kanepenin arasına sıkışmış bir sigara paketi buldu sonra. Kendini şanslı sayıyordu, çünkü yerinden kalkmaya pek de niyeti yoktu. Paketi açtı, içinden bir çakmak ve iki dal sigara çıktı. Bugün için başına gelen en güzel olay buydu belki de. Kanepeye iyice yayıldı, sigarasını yaktı ve tavanı izlemeye başladı adam. Hayatı uzun zaman önce sona ermiş gibi hissediyordu ve neden yaşadığı hakkında da pek bir fikri yoktu.

    Çalışmak zorunda değildi aslında. Yaşadığı evi 10 yıl kadar önce ailesi kendisi için satın almıştı. O zamanlar üniversite zamanlarıydı adamın, ailesi de bir nevi hediye olarak almıştı. Ev alındıktan 2 yıl kadar sonra annesiyle babası bir kazada vefat etmişlerdi. Ailenin tek çocuğu olduğu için bütün mal varlığı kendisine kalmıştı adamın. Hayatının sonuna kadar hiçbir şey yapmadan sadece bu parayı yiyerek bile yaşayabilirdi.


    Sigaradan uzunca bir nefes çekti adam, sonra da yavaşça üfledi evin tavanına doğru. Bundan sonra çalışmak için uğraşmayacaktı, öyle karar vermişti. Bu leş gibi evinde bir başına can vermek daha cazip geliyordu artık. Zaten öncesinde de kendisi için değil, ailesine karşı vicdanen suçlu hissetmemek için çalışmıştı ama bitmişti artık. Vicdanı ya da gururu pek umurunda değildi. Çalışmak için evinden çıkıp tanımadığı milyonlarca insanın arasına karışmak ve her gün onlarcasıyla sohbet etmek zorunda kalmak bile yeterli olmalıydı.

    Daha fazla bir şeyler düşünmek istemedi adam. Hafifçe doğruldu, oturur pozisyona geldi. Ağzında küçücük kalan sigarayı yere tükürüp ayağıyla ezdi. Televizyonu açıp saçma şeyler izleyerek kafa dağıtmayı planlıyordu ama bir sorun vardı. Kumanda görünmüyordu, televizyon uzaktaydı ve ayağa kalkmaya hiç niyeti yoktu. Ayağının birkaç santim önündeki pantolonu kaldırdı sonra adam, kumanda altından çıktı. Ama bu sefer de yetişemeyeceği kadar bir mesafedeydi. Kaldırdığı pantolonun paçalarından tuttu, ileriye doğru salladı ve kumandayı pantolonuyla yakalayıp kendine doğru çekti. Kumandayı eline aldı, zafer kazanmış edasıyla sırıttı ve aşağılayıcı gözlerle kumandaya baktı bir süre. Aşağılık kumanda, patronun kim olduğunu daha öğrenememişti galiba. O kim oluyordu da kendisine kafa tutuyordu?

    Televizyonu açtı adam, yavaş yavaş kanalları değiştirmeye başladı. Her zamanki gibi ilgisini çeken en ufak bir şey bile yoktu. Ve bu yüzden yine her zamanki gibi açıp evlendirme programı izlemeye karar verdi. Neden bunu yaptığını bilmiyordu, sadece alışkanlık haline gelmeye başlamıştı. Televizyonu izlediği sırada kanepenin üzerinden inmeden kolunu aşağı uzatıp elini kanepenin altına soktu adam. Daha önceden yemek için satın aldığı bir paket Antep fıstığını çıkardı. Bunların tatlarına adeta bağımlıydı.

    Elini içine daldırdı, bikaç tanesini birden eline aldı. Sonra her zaman yaptığı gibi ilk önce kaç tane aldığını saydı. Aldığı fıstık sayısının tek ve asal sayı olmasına çok özen gösteriyordu adam ama daha bir kez olsun ilk alışında tek sayı tutturamamıştı. Hep çift sayıda geliyordu ve çift sayıları sevmiyordu adam. Yine öyleydi, tam olarak 12 tane almıştı eline. Ne vardı sanki bir tane az ya da fazla alsa? 12 tane olduğu için paketin içinden bir tane daha aldı adam, öyle yemeye başladı. Bir süre yedi ve televizyon izledi. 21 yaşında bir kıza 65 yaşında bir adam talip olmuştu. İşin ilginç olanıysa kız da kabul etmişti, adam zengin bir adamdı. “Midesiz ****** çocukları” diye geçirdi adam içinden. Belki de bu programı insanların saçmalıklarını izleyip onları daha rahat aşağılayabilmek için izliyordu, kim bilir.

    Bir yandan da fıstık yemeye devam ediyordu adam. Elinde son bir tane kalmıştı, fakat o da ne? Tırnağını sokup açabileceği bir aralık yoktu fıstığın üzerinde. Canı sıkılmıştı yine. Herhangi birisini hedef almaksızın bir küfür daha savurdu boşluğa. 13 tane yemek için paketten bir tane daha almıştı ama sonuç olarak yine 12 tane yiyebilmişti. Elindeki o ağzı kapalı fıstığı televizyona doğru fırlattı sonra adam. Ama tadı kaçmıştı bir kere. Hatta o kadar kaçmıştı ki pakete bir kez daha elini sokup yenilerini aldığında kaç tane olduğunu saymamıştı. Üzüldüğünü hissetti adam, televizyon bile izleyemiyordu şu an. Avucuna aldığı fıstıkları pakete koydu tekrar, paketi yanına bıraktı. Ayağa kalktı ve az önce fırlattığı ağzı kapalı fıstığı aramaya başladı. Bulması lazımdı, kendini fazlasıyla kötü hissediyordu çünkü. Neden fırlatmıştı ki sanki? Altı üstü açabileceği bir aralık yoktu. Fıstığın kendisi fırlatılmayı ister miydi sanki, istemezdi tabi. Belki de paketten en son aldığı fıstıktı o, belki de adam kendisini seçtiği için ne kadar da mutlu olmuştu. Strese girdi adam, kafasının üzerinde karıncalanma hissetti, kalp atışları hızlandı ve vücudunu ter basmaya başladı. Kendinden nefret ediyordu. O kadar sıkıntı basmıştı ki adamı, neredeyse ağlayacaktı. Bulamıyordu, yer yarıldı içine girmişti sanki. Odanın çeşitli yerlerine serpiştirilmiş onlarca eşyayı, kıyafeti kaldırıyordu her yere bakıyordu ama bulamıyordu işte. Ve dayanamayıp ağlamaya başladı adam sonunda, vücudunun bütün enerjisinin gitmeye başladığını hissetti. “Neredesin?” diye bağırdı. Vücudunun her bir noktasında kanın akışını hissedebiliyordu adam. Damarları patlayacak gibiydi. Televizyona yaklaşarak bir yumruk salladı adam, eli televizyonun içine geçti ve cam parçaları saplandı. Fakat bunun ağrısını pek de hissetmiyordu. Elini çıkardı, bir yumruk daha salladı televizyona, bir yandan da ağlıyordu. Bir tür kriz geçiriyordu belki de, ya da diğer bütün insanların dediği gibi çoktan kafayı yemişti.

    Yorgunluktan düşene kadar bağırıp çağırdı adam, her yerde o fırlattığı Antep fıstığını aradı. En son yere yığıldı kaldı. Fazlasıyla gürültü çıkarmıştı ama binadaki herkes onun bu hallerine alıştığından merak eden yoktu. Ağlıyordu adam, gözleri kan çanağına dönmüştü. Yere düştükten sonra bir süre kendine gelemedi adam. Gözlerini hafifçe aralamaya çalıştı. İşte oradaydı, fırlattığı o fıstık tam gözlerinin önünde duruyordu. Az önce televizyonu patlatmak için kullandığı elleriyle uzandı fıstığa doğru, sağ avucunun içine aldı. Gözlerini kapadı, sakinleşmişti. “Özür dilerim” dedi. Fıstığı kabuğuyla birlikte ağzına attı ve tavanı izlemeye koyuldu. Gülümsüyordu…
    Kardeş meraktan soruyorum nerden aldın hikayeyi

  4. #4
    Üye Mercenary - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    17.08.2011
    Konum
    Wo das meer zu ende ist
    Mesajlar
    1,134

    Varsayılan

    Çok enteresan Garip bi gerilim hissettim. Güzel olmuş.
    Deli eder insanı bu dünya, bu gece, bu yıldızlar, bu koku,
    bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç

  5. #5

    Varsayılan

    Herşeyin ölümle bittiği düşüncesini taşıyan,asrının buhranını gösteren bir adam...

  6. #6
    Uye Rutbesi
    Kara Fatma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    19.11.2009
    Konum
    o la la
    Mesajlar
    2,439

    Varsayılan

    Last... Merhaba, yazılarından ayrı kalalı epey zaman oldu, senin kaleminden dökülenleri okumak gerçekten güzel. Özlemişim. Muhtemelen bu hikayeyi okuyup yüzü gülen bir ben varımdır.

    Okurken duygu akışı çok net bir biçimde hissediliyor, eline sağlık.

    İmla hataların var ve üzülerek söylüyorum ki kelime tekrarın çok fazla, neredeyse hiç tekrara düşmediğin hikayelerin var, onları, o performansını bildiğim için bu hikayede şaşırdım birazcık.

  7. #7
    Üye LaST-KiNG - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    31.10.2009
    Konum
    oorda burdaa şurdaadıır
    Mesajlar
    1,526

    Varsayılan

    Alıntı Mercenary kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Çok enteresan :D Garip bi gerilim hissettim. Güzel olmuş.
    Alıntı qmarsiha kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Herşeyin ölümle bittiği düşüncesini taşıyan,asrının buhranını gösteren bir adam...

    Teşekkürler yorumlarınız için ^^

    Alıntı Kara Fatma kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Last... Merhaba, yazılarından ayrı kalalı epey zaman oldu, senin kaleminden dökülenleri okumak gerçekten güzel. Özlemişim. Muhtemelen bu hikayeyi okuyup yüzü gülen bir ben varımdır. :)

    Okurken duygu akışı çok net bir biçimde hissediliyor, eline sağlık.

    İmla hataların var ve üzülerek söylüyorum ki kelime tekrarın çok fazla, neredeyse hiç tekrara düşmediğin hikayelerin var, onları, o performansını bildiğim için bu hikayede şaşırdım birazcık.

    Yazıları ilk yazdığım haliyle imla hataları ya da kelime tekrarları falan olabiliyor, bu yazıyı dönüp baştan okuyacak gücü bulamamıştım yazdığım gün, sanırım o yüzden oldu. Yorumun için teşekkür ederim abla, yüzün güldüyse ne mutlu :D

  8. #8
    Uye Rutbesi
    cokooprenss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    07.02.2015
    Konum
    Atmosferin 4. tabakası
    Mesajlar
    133

    Varsayılan

    ellerin dert görmesin baştan sonra kadar sıkılmadan okudum

    bence başı ve sonunada bir şey bulsan güzel hikaye çıkabilir
    Varsa şekliniz Travian: Scattered Empire serverinede bekleriz



  9. #9
    Üye LaST-KiNG - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    31.10.2009
    Konum
    oorda burdaa şurdaadıır
    Mesajlar
    1,526

    Varsayılan

    Alıntı cokooprenss kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    ellerin dert görmesin baştan sonra kadar sıkılmadan okudum

    bence başı ve sonunada bir şey bulsan güzel hikaye çıkabilir

    Teşekkür ettim yorumun için, uzun hikayeler yerine böyle tek bölümlük şeyler yazmayı tercih ediyorum artık ^^

Benzer Konular

  1. Çöp adam
    By NdaLL in forum Diğer Terimler
    Cevaplar: 38
    Son Mesaj: 25-10-2011, 14:22
  2. 12 Dev Adam
    By ..:lion_boy:.. in forum Diğer Terimler
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 27-10-2010, 20:37
  3. Bir adam (2)
    By Yücel Saygı in forum Yazın
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 02-07-2010, 19:28
  4. Bir adam
    By Yücel Saygı in forum Yazın
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 27-06-2010, 16:04
  5. Adam Ve Su
    By Engerek in forum Düşün
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 01-01-2010, 16:32

Yetkileriniz

  • Yeni konular gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap yazamazsınız
  • Mesajınıza eklentiler ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •