Toplam 2 Sayfadan Sayfa 1 12 SonuncuSonuncu
Toplam 13 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Gökyüzüne Yolculuk

  1. #1
    Üye LaST-KiNG - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    31.10.2009
    Konum
    oorda burdaa şurdaadıır
    Mesajlar
    1,526

    Varsayılan Gökyüzüne Yolculuk

    hala buralarda takılıp hikaye okuyan var mı bilemedim ama, paylaşmak istedim ^^



    İki küçük çocuk, 11 yaşında bir abi ve ondan 2 yaş küçük kız kardeşi, yürüyorlardı birlikte, şehrin sokaklarında. Vakit akşama doğru geliyor, güneş yüzünü kaybetmeye başlıyordu. İş dönüşünde olan insanların kalabalığı sarmıştı yine her yeri. Sokakları dolduran, hepsi birbirinden bihaber haldeki yüzlerce, binlerce insan.

    Eğer sokağın ortasında biri duruyor olsa ve insanların yüzlerini birer birer inceliyor olsa, birçoğunun tebessüm bile etmediğini, donuk yüzlerle hareket ettiğini görebilirdi, tıpkı belirli bir işlemi yapmaya programlanmış makineler gibi. Ve yine eğer böyle biri, her gün incelemeye devam etseydi, var olan tebessümlerin de her geçen gün azaldığını rahatlıkla fark edebilecekti.

    Hal böyle olmasına rağmen, küçük kız ve abisi yüzlerinde içten bir gülümseyişle yürümeye devam ediyorlardı. Yoldan geçen insanlara ister istemez çarptıkları oluyordu. Çocuk olduklarından, biraz da görmezden geliniyorlardı ama yine de çocuklar bunlara aldırış etmeden, el ele tutuşmuş şekilde yürüyorlar ve mutlu görünüyorlardı. Özellikle de küçük kızın yüzünde, ayrı bir sevinç vardı sanki. Bunu fark eden abisi, "Bu kadar mutlu olacaksan, neden daha önce söylemedin ki?" dedi kardeşine gülümseyerek, kız da gülümsedi abisine. Birlikte, sahile gidiyorlardı. Geçen gün oradan geçerlerken bir baloncunun sattığı balonları görmüştü kız, renkleri çok hoşuna gitmişti, özellikle de kırmızı olan. Fakat abisine söyleyememişti bu durumu, bir şey istemek kötü bir şeymiş, bir suçmuş gibi hissettirmişti. Yine de, oğlanın da zorlayıp öğrenmesiyle birlikte şimdi yoldaydılar işte. Sokakta kalmaya başladıklarından beri, abisinden ilk defa bir şey istediği için, mutluydu oğlan. Çünkü anne ve babasının yokluğunda, kardeşini kendi sorumluluğu altında hissediyor, onu mutlu etmeyi kendine bir görev biliyordu. Aksi taktirde ne annesine ne de babasına hesap verebilirdi, öyle düşünüyordu.

    Ara sıra yoldan geçen, kendilerine üç beş kuruş veren insanlar oluyordu. Dilencilik yapmıyorlardı ama, üzerlerindeki kıyafetler iyice eskimiş ve yer yer yırtıklar oluşmuş olduğundan iyi bir halde olmadıkları anlaşılıyordu. Şimdi de yanlarında 50 kuruşları vardı, bu tam olarak 1 ekmek almaya yetecek paraydı. Fakat şu an balonlar, karınlarının açlığından çok daha önemliydi.

    Bir süre daha yürüdükten sonra, nihayet ulaştılar sahile. Hava biraz soğuk olduğu için çok fazla insan yoktu buralarda, yine de baloncu, geçen günkü yerinde duruyordu yine balonlarıyla. Küçük kız adamı görür görmez adımlarını hızlandırdı ve sevinçle adamın yanına gitmeye başladı. Tabii el ele tutuştuklarından, abisini de kendisiyle birlikte koşturuyordu. "Neden bu kadar heyecanlısın, alt tarafı balon!" dedi abisi koşarken, "Görürsün!" dedi kız, bir şey saklıyor gibiydi.

    Gittiler baloncu adamın yanına, gülümseyerek karşıladı adam çocukları, ne istediklerini sordu. Rengarenk balonlar, adamın parmakları arasındaki iplerde asılı şekilde duruyorlardı. Sarı, mavi, kırmızı, mor, yeşil... Sonra kız cebinden çıkardığı 50 kuruşu uzattı, "Kaç tane alabilirim?" diye sordu adama. "5 tane alabilirsin" dedi adam gülümseyerek. Hangi renk alacağını düşündü kız. Sonrasında 2 tane kırmızı, 2 yeşil mavi, 1 tane de mavi balon seçti. Uzattı adam balonları, kız bütün balonları iplerinden tutarak eline aldı ve geri dönüp ilerlemeye başladı iki kardeş. Tam o sırada baloncu adam seslendi arkalarından, "Çocuklar, buraya gelin!"

    Geri döndü çocuklar. Adamın elinde 2 külah dondurma vardı. Birisi çilekli, birisi de çikolatalı. "Alın bakalım" dedi ve dondurmaları uzattı çocuklara adam, kız çilekliyi, oğlan çikolatalıyı aldı. Baloncu adama teşekkür ettiler, böyle bir hediyeyi hiç beklemiyorlardı. Üstelik, çilekli dondurmayı çok severdi kız.

    Çok mutluydu çocuklar, dondurmalarını yavaş yavaş yiyerek ilerliyorlardı. Şimdi gittikleri yerse, bir apartmanın tepesiydi. Sahile yakın bir yerdeydi ve abiyle kardeşin özel yeriydi burası. Çatısı, çıkıldığı zaman, bir tarafta deniz manzarası, diğer yanda şehrin içi görülebilen bir yerdi. Yine de, eski bir binaydı. Bu yüzden pek güvenlik önlemi falan yoktu ve çocuklar rahatlıkla girebiliyorlardı içine.

    Çıktılar çocuklar çatıya ve demir parmaklıkların önüne oturdular. Tam karşılarında güneş, denizin üzerinde son parıltılarını yayıyor, kırmızının ve morun birbirine bulanmış değişik tondaki renklerini oluşturuyordu. Mutluydu çocuklar. Denizi izliyor ve dondurmalarını yiyorlardı. Bir yandan da hafif bir rüzgar esiyor ve okşuyordu bedenlerini.

    Sonrasında çıkan kısa süreli ani bir rüzgar, kızın saçlarını savurdu ve saçlarının ucu dondurmaya değdi kızın. "Bak" dedi abisi "dondurma oldu saçın, gel denize gidip yıkayalım.". Fakat kabul etmedi kız, "Ne güzel işte" dedi, "çilekli saçlarım var artık." Gülümsedi sonra. Küçüklüğünden beri kırmızı olan neredeyse her şeyi sevmişti. Çileğin yeriyse, bu sevdikleri arasında biraz daha ayrıydı.

    Biraz daha zaman geçtikten sonra, bitirdiler çocuklar dondurmalarını. Uzun zamandır yememişlerdi, çok iyi hissediyorlardı kendilerini. Oldukça yavaş şekilde, tadını çıkararak yemeye çalıştıklarından biraz uzun sürmüştü yemeleri. Öyle ki, onlar bitirdiğinde güneş çoktan ortadan kaybolmuş, yerini akşama, ve akabinde gelen geceye bırakmıştı bile.

    Dondurmasını bitiren kız, oturduğu yerde geriye doğru uzanıp yattı ve gökyüzünü izlemeye başladı. Bu sırada, balonlarını hala tutmaya devam ediyordu. Sonrasında abisi de aynı hareketi yaptı, o da gökyüzünü izliyordu şimdi. İkisinin de yüzlerindeki tebessüm sanki oraya yapışmıştı.



  2. #2
    Üye LaST-KiNG - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    31.10.2009
    Konum
    oorda burdaa şurdaadıır
    Mesajlar
    1,526

    Varsayılan

    Şehrin ışıklarından biraz uzak kalan bu yüksek yerden, gökyüzündeki milyonlarca, milyarlarca yıldızın ışığı tüm güzellikleriyle görülebiliyordu. Hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey konuşmadan saatlerce izleyebilirlerdi çocuklar bu manzarayı, her fırsatını bulduklarında yaptıkları bir şeydi. Gökyüzünü seviyorlardı.

    "Abi" diye hafifçe seslendi sonra kız. "Sence bu balonlar, ne kadar uzağa gidebilir?"
    "Bilmem ki." dedi abisi. Balonların bırakılınca sürekli yükseldiğini biliyordu ama, ne kadar uzağa gittiğini hiç düşünmemişti. Sorusuna tatmin edici bir cevap alamayan kız, devam etti:
    "Bence, yıldızlara kadar gidebiliyorlardır."

    Sonra boş olan sağ elini gökyüzüne doğru uzattı kız, avucunu açtı ve yıldızlardan birkaçını yakalıyormuş gibi bir hareket yaptı.

    "Sence yıldızlar, çok uzakta mıdır?"

    Bir şey diyemiyordu oğlan. Kardeşine verebileceği hiçbir yanıt yoktu. Fakat ışıklarını görebildiklerine göre, gökyüzünde bir yerlerde olmalıydılar. Abisinin yanıtını beklemeden devam etti kız,

    "Bence..." dedi, yutkundu ve durdu kız. Sesi hafiften titriyordu sanki, soğuktandı belki de. "Yıldızlar, gökyüzündeki insanların evlerinin ışıkları." Gülümsüyordu.
    Abisi hafiften şaşırır gibi oldu, sordu kardeşine, "Gökyüzünde insanlar nasıl yaşayacak ki?"

    "Annem..." Sesi titredi kızın, duraksadı yine. Fakat bu kez soğuktan değildi. Gözleri dolar gibi oldu ve devam etti, "Annem bana bir keresinde, aslında gökyüzünde doğduğumuzu, sonra bizim oradan dünyaya düştüğümüzü, öldükten sonra da tekrar gökyüzündeki evlerimize döneceğimizi anlatmıştı. Belki de..." Sağ gözünden hafifçe bir yaş, yanağından çenesine doğru süzüldü kızın. "Belki de annem ve babam da bizi oradan izliyordur. Belki de şuradaki yıldız bizim gerçek evimizdir. Belki de evimizin yolunu bulabilelim diye, ışıkları açık tutuyorlardır hep." Sustu kız, yanağından süzülen yaşların sayısı artmış, sesiyse iyice boğuklaşmaya başlamıştı. Kardeşinin bu halini gören abisi de dayanamadı fakat, kardeşi onun sorumluluğunda olduğu için, ağlamaması gerekiyordu. Ayağa kalktı, kardeşinin yanına eğildi ve gözyaşlarını eliyle hafifçe sildi. "Madem bizi izliyorlar, senin ağlamanı görmek istemezler değil mi? Sen ağlarsan, onlar da üzülmez mi?"

    Abisinin bu sözleri karşısında suçlu hissetti kız kendini, heyecana kapıldı. "Ben... Ben ağlamıyorum ki zaten!" Bu sözleri söylerken bile, istemeden yanaklarından dökülüyordu gözyaşları. Sıkmaya çalıştı kendini, gözyaşlarının durması için, sıktı kız. Boğazı ağrıdı sonra.

    "Abi..." Kendini o kadar sıkıyordu ki, fısıltı halinde çıkmıştı bu sözcük. "Ben..."
    "Ben onları çok özledim biliyor musun?"

    O ana kadar kendini sıkan abi de bu son sözler karşısında, kardeşinin bu çaresizliği karşısında daha fazla dayanamayarak bıraktı kendini. Sarıldı kardeşine sımsıkı, kız da sarıldı abisine, bütün o zayıflığıyla.

    Büsbütün ağlıyorlardı artık. Sonra bir ara, "Aptal! Bugün senin mutlu olman gerekiyordu! Hani balonlarla bir şey yapmayacak mıydın?" dedi oğlan kardeşine. Kızarak söylememişti elbette ki bunları. Kız hafifçe kollarını abisinden çekti, sol elinde balonların iplerini hala sımsıkı tutuyordu. "Evet.." dedi kız, "Haklısın abi."

    Sonra hafifçe doğrularak ayağa kalktı. Bunu gören abisi de kalktı ayağa tamamen. Kız kırmızı ve yeşil balonları abisine doğru uzattı, elinde sadece mavi balon kalmıştı. "Annem gökyüzündeki insanlardan başka, yukarıda bizi izleyen bir Tanrı'nın olduğundan da bahsetmişti." Kafasını gökyüzüne kaldırdı kız, baktığı yer biraz daha az yıldızın göründüğü, daha karanlık bir yerdi. "Annemin dediğine göre, bizi oradan izliyormuş ve herkesin ne yaptığını ne ettiğini ne halde olduğunu görüyormuş. İyi insanları seviyormuş ve onlara yardım ediyormuş. En çok da çocukları seviyormuş."
    Oğlan, kızın bu söylediklerini şaşırmış şekilde dinliyordu. Karşısında konuşan yıllardır bildiği kız kardeşi değil de, bir başkasıydı sanki. Devam etti kız,
    "Ama abi... Belki de O çok fazla kişiyi izlediği için yoruluyordur ve bizi görmüyordur. Hem belki geceleri de ışığı yoktur ve izleyemiyordur. Ben de o yüzden, bu mavi balonu onun için aldım. Eğer balonlar yukarılara kadar gidebiliyorsa ve eğer Tanrı karanlık bir yerdeyse, bizi duyması için ona bu balonu göndereceğim."

    Balonu ipinden tutup çekti kız, ipini çözdü ve balonu elleriyle tutmaya başladı. Balonun ağzını elleriyle tutup hafifçe açarak içine fısıltıyla bir şeyler söyledi ve sonra biraz daha şişirip ucunu tekrar iple bağladı. Kendilerini görmeyen Tanrı'nın duyması için, isteklerini balonun içine bırakmıştı kız. İple bağladıktan sonra, balonu da gökyüzüne doğru bıraktı.

    "Balon kaybolana kadar bekleyeceğiz. Kaybolduysa O'na ulaşmış demektir. Yine de bizi duymazsa, o zaman başka bir fikrim var."

    Şüphesiz ki kız, Tanrı'dan kendisine tekrar anne babasını göstermesini, belki de kendisinin de abisiyle birlikte gökyüzündeki evlerine gitmelerini istemişti.
    Hem kız hem de abisi, ikisi de gözlerini bir saniye bile ayırmadan balonu izlediler. Ve bir süre sonra, balon gözden kayboldu. Bir şeyler olmasını beklediler. Belki gökten kanatlı bir at gelecek ve kendilerini oraya götürecekti. Ya da belki, anne babaları oradan buraya gelebilecekti. Lakin hiçbir şey olmadı.

    "Belki de uyuyordur." dedi kız sonra abisine. "Bütün gün yoruluyor olabilir. Neyse ki, başka bir fikrim daha var."

    Sonra, abisinden kırmızı balonları istedi kız. "Bu balonları aslında sana aldım, abi." dedi kız, yeşilleri göstererek. Kırmızı kızın, yeşilse oğlanın en sevdiği renkti. "Eğer balonlar yıldızlara kadar gidebiliyorsa, eğer çok şişirirsek bizi de götürebilir!" Kızın gözlerinde hafif bir ışıltı belirdi ve abisinden balonları daha çok şişirmesini istedi. Abinin tek istediği kızın mutlu olması olduğundan, dediği her şeyi yapıyordu ve zaten şu an da kendini kaybetmiş gibiydi. İkisi de kendi balonlarının iplerini çözüp, iyice şişirdikten sonra tekrar bağladılar. Balonlar gerçekten de büyük olmuştu.
    Sonra kız balonları sırasıyla sol ve sağ dirseklerine bağladı. Aynısından abisinin de yapmasını istedi ve abisi de aynı şekilde bağladı balonları. Sonra kız, elinden tuttu abisinin. "Şimdi yapmamız gereken tek şey..."


    "... Özgür olmak!"

    El ele tutuşmuş halde, yavaşça demir parmaklıklara doğru yürüdü çocuklar. Sonra yine aynı yavaşlıkta, tutup üstüne çıktılar parmaklıkların.

    "Bilirsin ya abi... Kuşlar gibi..."
    Gülümsedi kız.
    Gülümsedi çocuk.
    Ve kendilerini yavaşça bıraktılar özgürlüğe.
    Şüphesiz ki aileleri bekliyordu onları, göğün arasındaki evlerinde.
    Şüphesiz ki, onlar da çocuklarını özlemişti, tıpkı çocukların onları özlediği gibi.

  3. #3
    Üye boz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    12.05.2012
    Konum
    Sadakat madalyam gelmiş bulunaktadır.
    Mesajlar
    760

    Varsayılan

    merhabalar devam edecekmisin ona göre boşluk bulduğum ilk an okuyacağım oldukça uzun süredir foruma girmedim hikaye yazan birinin görünce eskiler aklıma geldi ve cidden duygulandım

  4. #4
    Üye LaST-KiNG - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    31.10.2009
    Konum
    oorda burdaa şurdaadıır
    Mesajlar
    1,526

    Varsayılan

    Alıntı boz kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    merhabalar devam edecekmisin ona göre boşluk bulduğum ilk an okuyacağım oldukça uzun süredir foruma girmedim hikaye yazan birinin görünce eskiler aklıma geldi ve cidden duygulandım


    Bu paylaştığım hikayenin tamamı bu kadar, tek bölümlük yani okuyup bitiriyorsun. Çok fazla yazmıyorum yazdıkça da ara sıra paylaşıyorum. :D

    Dip: Konuyu açtıktan sonra bu kadar çabuk yanıtlanacağını ben de beklemiyordum, aynı duygulanmayı ben de yaşadım :D

  5. #5
    Üye boz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    12.05.2012
    Konum
    Sadakat madalyam gelmiş bulunaktadır.
    Mesajlar
    760

    Varsayılan

    eskiden burası cıvıl cıvıldı ah be neyse birkaç işim var sonra hemen okuyorum sıkı takipçinim bundan sonra
    boz tarafından (20-08-2016 Saat 15:32) değiştirildi.

  6. #6
    Smod & Event Manager
    Forum Super Moderatoru

    hayaligenc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    01.09.2015
    Konum
    banlist :))))
    Mesajlar
    1,933

    Varsayılan

    Merhabalar ;

    Eliniz dert görmesin gayet güzel yazılar, devamını bekliyorum

    İyi Forumlar
    __нαуαℓιgєηc__
    $єηισя $üρεƦ ʍøδαƦεтöƦ & ευεπт ʍαπαĝεƦ
    тяανιαη тєαм – тя

    Alıntı Nicholai Hel kullanıcısından alıntı Mesajı göster
    Federal ajan hayali imdb 9.9 tür polisiye/dram.


    Ruhum özlem duyuyor, baharsız geçen yıllarıma...
    by hayaligenc

  7. #7
    Üye boz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    12.05.2012
    Konum
    Sadakat madalyam gelmiş bulunaktadır.
    Mesajlar
    760

    Varsayılan

    güzel yazmışsın sadece bazı yerlerde aynı kelimeyi yakın aralıklarla kullanma var ancak gerisi gayet akıcı
    Geri döndüm
    x3 heytürk hesabı devredilmiştir
    s1 heyturk

  8. #8
    Üye LaST-KiNG - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    31.10.2009
    Konum
    oorda burdaa şurdaadıır
    Mesajlar
    1,526

    Varsayılan

    Teşekkür ederim ikinize de, buralarda hala yorum almak güzel :D

  9. #9

    Varsayılan

    eline sağlık güzel yazmıssın.acıklı bitmis




  10. #10
    Uye Rutbesi
    Skid Row - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt Tarihi
    30.05.2015
    Konum
    künfe yekün #no dm
    Mesajlar
    743

    Varsayılan

    Eline sağlık..

Toplam 2 Sayfadan Sayfa 1 12 SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. Sensizliğe Yolculuk
    By kostok218 in forum Yazın
    Cevaplar: 28
    Son Mesaj: 27-04-2014, 22:32
  2. Uzun Yolculuk
    By mRtcn333 in forum Oyunla İlgisiz
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 21-11-2010, 22:31
  3. Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 29-08-2010, 02:15
  4. Yolculuk
    By mustafa_egel in forum Yazın
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26-02-2010, 15:12
  5. Zamanda Yolculuk
    By t๏קคlร๏lยςคภ in forum Oyunla İlgisiz
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 12-12-2009, 15:33

Yetkileriniz

  • Yeni konular gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap yazamazsınız
  • Mesajınıza eklentiler ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •