PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bahçıvan kayıp..



Yasmin
15-11-2009, 14:55
-"Kelimelerim bahçene kaçtı.
Tüketme ne olur... "
...

Bahçıvan kayıp...

Haylaz kelimeler, bahçe de oynaşmış bir ileri bir geri... Bu yılda mahsul darma dağınık.. Yetmezmiş gibi bir de yağmur.. Sele vermiş dört yanı...
Nadasa mı yatırmalı şimdi talan olmuş bahçeyi, yoksa büküp beli toplamalı mı? Her yağmur damlasında dağılmış kelimeleri?

Ama önce bahçıvana yol vermek gerekecek bu gidişle!...

***

"-Dilim kendinden kaçıyor belki de, anlatamadıklarından, sessizliğin kör kuyularından gelemiyorum işte, anla, üçe kadar gelip dönüyorum geri, sebep sorma, işgalsizim göğsünde, aşka düşürdüğün nefeste karartılmış bir çizginim, sebep sorma, gece değil kör olan, benim...

Avutmaya yeter mi şimdi dibi tutmuş mecalin?"

***

Mecalsiz ellerin elidir dile sus getiren...

Nice söz birikir de ,sokak aralarına saldığın avareliğinde ,tek biri dilde duracak kadar yakınlaşamaz korkudan. Sokakların kuytu köşelerine sinmiş sahipsiz çocuklardı her biri, kimsessiz ve kimliksiz. Sevgi ışığı değmemiş gözbebeklerini karanlığa eş eden tüm -sizlikler toplamı düşlerinden başka düşe yatmamış soğuk bedenlerini dilinin sıcaklığına yatırmaya çalışmak nafile...

Alışkın değiller baksana sevgiyle ballandırılmış bir dilde dillendirilmeye. Şefkat ötesi bir elle tertemiz sayfalar döşeğine usulca döşenmeye. Ki; onlar kir pas içinde çığlık çığlığa düştüler hep, soğuk duvarlar üstüne...

***

"... -darağacımı da boyadım o sevdiğin renge, şimdi bir hamlede tabureye vurmak kaldı geriye. Bir yıldız kaydı gökyüzünden, düşeceği yer belli; taburemin ayağıdır adresi..."

Darağacında asılı kalmış tek h/g/ece.. Tabureyi ilk tekmeleyen ayak kimdi, kimindi bilmeden, sadece salınan üç harfine bakıp bakıp...

"-Ah! ne yazık şimdi, ölmeden ölmek. Ölüp ölüp dirilmek." Ona demeden donakalmak zamanda ve ayaklarını yerden kestiren tabureye bir tekme daha vurdurmak aşkla.. Ah! ne umutsanası bir andı o.. Ne düşlenesi bir umut!

***

"-Çarpa çarpa düşüyorken göğsündeki sıcaklığa, molasız koşmaktaydım heybemdeki umutlarla; bu son olsun demiştim gözüme, ayıkladığım kan kokusunu bırakıp da gelmiştim koynuna, zemzemsin diye, ölümden ötesi yok ya; ne çok ölecektik biz yeniden, ne çok...

Rakamsız yazıyorum şimdi, yok bana yakışmıyor gözünde yaş olmayan sözler, yakıştırmıyor yağmurlar, sus, susma, susturma ya da her ne haltsa, mührümü vur yine sildiğin yere, ben gideceğim geri.."

Dur gitme!...

Bahar geliyormuş bak dinle!

Bahçeye bıraktığın her kelime, yağmurla arınmış kandan lekeden. Sele verilmiş hüzün, huzur kök salmış köşede...

Dur gitme!...

Bahar geliyormuş bak dinle!

Gecenin ayı ve yıldızı anlaşmışlar güneşle.. Sis söz vermiş, bulut ant içmiş, karanlık kendini geceden etmiş. Sözler üstüne ant içilmiş güneşle.. Aydınlık günler için döl verilmiş sözsüz sevişmelerle...

Dur gitme!...

Bahar geldi geliyor. Şafakla doğan güneşi müjdeleyen serçenin dilindedir ilk sözüm..

Bekle...ve dinle!



Pelin ONAY

karmaşık
15-11-2009, 15:17
-"Kelimelerim bahçene kaçtı.
Tüketme ne olur... "




Güzeldi,Teşekkürler

civvcivv
15-11-2009, 15:18
bu ne anlatmak sitiyor ?

karmaşık
15-11-2009, 15:19
bu ne anlatmak sitiyor ?
herkes anlamak zorunda değil sınırlarınızı zorlayıp devrelerinizi yakmayınız :)

civvcivv
15-11-2009, 15:27
çok güzel yazmışın eline sağşlık

muratyss
15-11-2009, 15:28
herkes anlamak zorunda değil sınırlarınız zorlayıp devrelerinizi yakmayınız :)


ehehheheheheheheh:D:D