PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Etkinlik Destansı Savaş Hikayesi



Odin
14-06-2017, 10:28
18609

Sevgili oyuncularımız! Sizleri Epic Battle hikaye yarışmasına katılmaya davet ediyoruz.


Aşağıdaki hikayeyi (epik veya eğlenceli şekilde seçtiğiniz şekilde) devam ettirin veya bize Travian'daki en efsanevi (veya eğlenceli) hikayenizi anlatın. İsterseniz hikayeye ekran görüntüleri veya savaş raporları da ekleyebilirsiniz, ancak isteğe bağlıdır.


En ilginç hikaye 100 altın ile ödüllendirilecek. En iyi 2. ve en iyi 3. hikayeyi yaratan oyuncuların her biri 50 altın elde edecek. Hikaye, 4 cümleden daha kısa olmamalıdır. Yarışma, kazananları duyurduğumuz 25 Haziran'da bitiyor.


Hikaye:


Ve sonunda başlıyor...


Birlikler savaş alanında duruyorlardı, yaklaşmak üzere olan arabaları bekliyorlardı. Geç oldu, ama kimse yatağa bile girmeyi düşünmedi: tarih bugün yazılacak! Yakın kente ait beyaz taş duvarlar, büyük kayalar arasında gizlenmişti, güneşin son ışıkları pek görülemedi. Savaşın başlamasına sadece saniyeler kaldı ve kahraman mızrağını atının üstünde şunu söylemek üzere ileriye doğru doğrultmuştu bile, ...


İyi şanslar!

Ezber bozan..
14-06-2017, 15:14
Birlikler savaş alanında duruyorlardı, yaklaşmak üzere olan arabaları bekliyorlardı. Geç oldu, ama kimse yatağa bile girmeyi düşünmedi: tarih bugün yazılacak! Yakın kente ait beyaz taş duvarlar, büyük kayalar arasında gizlenmişti, güneşin son ışıkları pek görülemedi. Savaşın başlamasına sadece saniyeler kaldı ve kahraman mızrağını atının üstünde şunu söylemek üzere ileriye doğru doğrultmuştu bile, ... "Savaş ya da öl!" dedi kahraman ve en önde düşman surlarına doğru cesurca atını sürdü. Onu gören ve işiten askerleri de bir hışımla yerlerinden hareket ettiler. Savaş her manasıyla başlamıştı artık. Mancınıklar binaları hedef alıyordu. Koçbaşılar ise surlara dayanmıştı. Ortalık kıyamet yerinden farksızdı. Kahramanımız darbeler almış ama hala cesurca savaşıyordu. Ne olduysa işte o anda oldu. Kahramanımız tarlada çalışan hiçbir şeyden haberi olmayan ipek gibi sarı açları olan çok güzel bir kız gördü elinde buğdaylar evine doğru ilerlemekteydi. Kahramanımız onu görür görmez başından sanki kaynar sular dökülmüştü. Yakmıştı abaya artık. Kız bir anda savaşı fark etti. Bir çığlık attı. Annesiyle birlikte apar topar evlerine doğru kaçtılar. Kahraman mancınıkların kızın evine doğru ateş ettiğini gördü. Koştu. Ciğerlerini yok edercesine koştu. Ama yetişemedi. Evleri kıza ve annesine mezar oldu. Kahramanımız öylece bakakaldı. Gözünden iki damla yaş süzüldü. O sırada bir hançer yedi karnıma ama kalbinin acısından hissetmedi bile. İlk defa birini sevdi ama o da gözleri önünde can verdi. Savaş bittiğinde kahramanımız bitik bir halde kışlasına çekildi. Artık onun gönül yarasını şifa merhemleri saramazdı. Bir şiir yazdı yanık yanık türküler söyledi yıllarca.

18611


Bu galya daşlı galya
Cıngıllı daşlı galya
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala

Mançolar olmayaydı
Heryeri yıkmayaydı
Bir ayrılık bir ölüm
Heç biri olmayaydı


TS4 DEATH MACHINE

sinirli98
14-06-2017, 21:00
Birlikler savaş alanında duruyorlardı, yaklaşmak üzere olan arabaları bekliyorlardı. Geç oldu, ama kimse yatağa bile girmeyi düşünmedi: tarih bugün yazılacak! Yakın kente ait beyaz taş duvarlar, büyük kayalar arasında gizlenmişti, güneşin son ışıkları pek görülemedi. Savaşın başlamasına sadece saniyeler kaldı ve kahraman mızrağını atının üstünde şunu söylemek üzere ileriye doğru doğrultmuştu bile,o sırada general Maximus kralın yanında dönüyordu.Yüzü asılmış gergin oldugu her halinden belliydi.Acemi lejyonerlerden biri generale döndü ve efendim bizim zamlar ne oldu diye sordu.General lejyonere döndü zam felan yok diye kızgın bir şekilde bağırdı tam o sırada düşman birligi mevziye girmişti bile.General saldırı işaretine vermek üzereyken lejyonerlerden biri generalin üzerine atıldı ve bogazını kesti.Ekmek alcak paramız yok bize bağırıyorsun sen kimsin ya diye bagırıyordu lejyoner ve kargaşanın arasında düşman birligi saldırdı ve lejyonerleri dagıttı daha sonra kralın haremini ele geçirdiler ve sabaha kadar eğlence 1 ekmek parasına krallık düşmüştü işte olanlar bunlardı.

monwazch
15-06-2017, 14:59
Birlikler savaş alanında duruyorlardı, yaklaşmak üzere olan arabaları bekliyorlardı. Geç oldu, ama kimse yatağa bile girmeyi düşünmedi: tarih bugün yazılacak! Yakın kente ait beyaz taş duvarlar, büyük kayalar arasında gizlenmişti, güneşin son ışıkları pek görülemedi. Savaşın başlamasına sadece saniyeler kaldı ve kahraman mızrağını atının üstünde şunu söylemek üzere ileriye doğru doğrultmuştu bile, ...Ancak o da ne ? gökten inen bir melek miydi? hayır hayır o bir süpermendi. Elindeki kancalı mızragını düşmanların üstüne doğru doğrulttu ve şu sözleri söyledi "Savunun kendinizi bizanslılar" bunun üzerine bizanslılar "haha,hihi,huhu" diye gülmek için resmen sıraya girdiler. Süpermen sanki rezil olmak için doğduğunu anlamıştı bunun üzerine gözlerindeki ışıgı göğe doğru doğrulttu ve şu sözleri bir düşmana söyler gibi hönkürdü; Tanrı şahidimdir ki dünyada bir tane düşman bırakmıyacagımmmm... ve göklerden gelen bir ses vardı sanki süpermenin annesi ona bağırıyordu "Oğluum okula geç kalıcaksın" bu da ne diyordu süpermen? ve bir anda uyanmıştı..
Evet herşey bir rüyaydı ahmet isimli öğrencimiz bir günde 19 saat Travian oynadıgı için yaptıgı tüm savaşlar rüyasina girmişti

Jabbawockeez
16-06-2017, 02:58
Ve sonunda başlıyor...


Birlikler savaş alanında duruyorlardı, yaklaşmak üzere olan arabaları bekliyorlardı. Geç oldu, ama kimse yatağa bile girmeyi düşünmedi: tarih bugün yazılacak! Yakın kente ait beyaz taş duvarlar, büyük kayalar arasında gizlenmişti, güneşin son ışıkları pek görülemedi. Savaşın başlamasına sadece saniyeler kaldı ve kahraman mızrağını atının üstünde şunu söylemek üzere ileriye doğru doğrultmuştu bile , emrindeki binlerce askere ''Roma'nın evlatları , kardeşlerim ! Gözlerinizde görüyorum , benim yüreğimi saran da aynı korku. Bir gün olur , insanların cesareti yiter , dostlarımızı yüzüstü bırakır ve tüm kardeşlik bağlarımızı koparırız. Lakin o gün bugün değil. İnsanlık yitip Roma devri bittiğinde kalkanlar parçalanır , kılıçlar kana bulanır ve kurtların günü gelir bir gün. Lakin o gün bugün değil. Bugün mücadele günü ! Bu güzel dünyada kıymet verdiğiniz her şey için size mukavim olmanızı emrediyorum !'' dedi ve yüzlerce savaşta , binlerce askerin gözlerini ebediyete kapamadan önce görebildiği tek şey olan mızrağını kayaların arasında haince saklanmaya çalışan bir casusa fırlatıp tam kalbine sapladı.
Bir hışımla kınından çıkardığı kılıcını göğü delercesine havaya savurduğunda nerede ise kulak zarlarını patlatacak bir gürültü ile gökyüzünde şimşekler çakmaya başlamış , gecenin tüm karanlığı yok olmuş ve muazzam bir ordu gün yüzüne çıkmıştı resmen. Büyük bir şiddetle yağmaya başlayan yağmur , metal zırhlara çarptıkça çıkan ses askerlerin birazdan başlayacak savaş için heyecanını artırıyordu. Bu etkiyi sağlayabilecek bir sürü sebep varken onların aklına sadece Mars ve Jüpiter gelmişti. O an herkesin kalbi tanrılarının desteği ve kahramanın sözleri sayesinde umut ve cesaret ile dolmuştu. Gök gürültüsü ile beraber savaş borazanları çalınmaya başlanmış , askerler naralar eşliğinde kılıçlarını kalkanlarına vuruyorlardı. Bu bir insan oğlunun dizlerinin bağını çözebilecek etkide idi. İhtişamlı ordu anlık aydınlanmalar ile kentin surlarında pür dikkat onları izleyen askerlerin yüreklerine korku salıyordu.
İlk hareketlilik taş üstünde taş bırakmayan mancınıklar ve attıkları okların havayı delerken çıkardıkları ses sayesinde ölmeden önce yüzlerce yiğidin kulaklarını tek bir ses ile dolmasına sebep olan okçulardan gelmişti. Piyadeler arkaya , okçular ise hedeflerini daha net bir şekilde seçebilmek için öne geçmişlerdi. Kahramanın emrini ile gökyüzünü aydınlatan oklar bir nevi Pluton'a tanrı dahi olsa yorulacağını haber ediyordu. Yağmur damlalarını takip eden bu katil çubuklar kısa süre içinde temas ettiği bir çok canın sonunu getirmişti. Bu durum iki taraf içinde zorlu bir sürecin başlangıcı idi sadece. Mancınıklardan alev alev yanarken fırlayan taşlar insana aynı anda birden çok güneşin varlığına inandırabilirdi. Bu muazzam atmosfer tüm savaş alanındakilerin beyinlerinin en ücra köşelerinde tek bir sesin yankılanmasına sebep olabilirdi , yıkım ! Yıllardır kenti bir çok düşmandan koruyan surlar yıkılmış , üstelik bir çok askerinde mezarı olmuştu. İlk saldırı ile gözleri parlayan roma askerlerinin , parlayan gözlerinde bu sefer binlerce yıldız kayıyordu ya da onlar öyle sanmışlardı. Bu kentin hala sağlam kalan surlarından fırlatılan binlerce okun gök yüzündeki yansımasıydı. Bir kaç acı feryat ile şaşkınlığını atan üst rütbeli asker bir emir ile tüm askerlere kalkanları ile kendilerini korumaları emredildi. Kahramanımızın emri ile kalkanlar üstte olacak şekilde askerler ilerlemeye başladılar surların yıkılan kısmına. Şehrin içlerine mancınık atışlarına başlanmıştı. İnşaası aylarca belki de yıllarca süren binaların , yıkımı saniyeler içinde gerçekleşiyordu. İlk birlik şehrin içine girmiş ve çoktan düşman ile çarpışmaya başlamıştı. Arkalarından giren yüzlerce asker büyük bir kana susamışlık içinde kılıçlarını savuruyorlar , adım adım şehrin içine yani saraya yaklaşıyorlardı. Kahramanımız ön saflardaki düşmanın kırıldığını görünce yanına ki yirmi civarındaki süvari ile birlikte büyük bir hızla şehre ilerlemeye başlar. Bu saldırılar sonucunda dehşete kapılan düşman artık savaşı unutup canının derdine düşmüştü. Heleki korkusuzca üzerlerine gelen atlıların sayısını önemsemeksizin kaçmaya çalışmaktadırlar , fakat bu zamana kadar ölümden kim kaçabilmişti ki ? Şehir askerlerden temizlenmiş , halk zincire vurulup şehir meydanında esir alınmış geriye sadece saray ve içinde ki kral ve kraliçe kalmıştı. Devasa saray artık eski ihtişamını yitirmiş , onlarca mancınığın mağduru olmuştu. Sarayın büyük bir bölümü yıkılmış , kraliyet ailesi ile arada sadece sağlam bir kapı kalmıştı. Kısa süre içerisinde askerlerin getirdiği koçbaşı ile kapı engeli aşılmış sarayın içine girilmiş , saray muhafızları ise Pluton'a kurban edilmişti. Bir hışımla çıkılan taht odasında kral ve kraliçe tahtlarında oturmayı sürdürmekte , en azından olması gereken ölümlerinden kaçamayacaklarını bildikleri için onurlu bir şekilde beklemektedirler. Yaka paça zincirlenip meydana götürülen kral ve kraliçe boyunlarının vurulması için kahramanımızı bekliyorlardı. Kral kafasını kaldırdığında halkının halini gördü ve aynı hızda başını eğdi. Bu durum karşısında çaresizliği onu kahrediyordu. Ve beklenen an gelmiş kahramanımız meydana ayak basmıştı. Bir askerin kınından kılıcı çekip aldı. Artık elinde bir değil iki kılıç vardı. Kral ve kraliçenin tam ortasına geçip şehrin tapusu için son imzasını atması gerekliydi. Yüksek bir hızla boyunlara inen kılıç darbesi ile meydandaki esir halktan acı içinde çığlıklar atılmaya ve ağlanmaya başlandı. Saçlarından tutarak yerden aldığı başları havaya kaldırarak şehrin sahibinin el değiştirdiğini ilan etmişti. Kısa sürede bu başarı tüm imparatorlukta yayılmış , kahramanımız ise imparator tarafından ödüllendirilmişti.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
*Jüpiter : Gök tanrısı ( Yunan Mitolojisinde Zeus )
*Mars : Savaş tanrısı ( Yunan Mitolojisinde Ares )
*Pluton : Yeraltı tanrısı ( Yunan Mitolojisinde Hades )

A.S.Ş.
17-06-2017, 02:08
Ve sonunda başlıyor...

Birlikler savaş alanında duruyorlardı, yaklaşmak üzere olan arabaları bekliyorlardı. Geç oldu, ama kimse yatağa bile girmeyi düşünmedi: tarih bugün yazılacak! Yakın kente ait beyaz taş duvarlar, büyük kayalar arasında gizlenmişti, güneşin son ışıkları pek görülemedi. Savaşın başlamasına sadece saniyeler kaldı ve kahraman mızrağını atının üstünde şunu söylemek üzere ileriye doğru doğrultmuştu bile: ''Bugüne kadar sizin ile birlikte büyük savaşlara adımızı yazdırdık. Zor şartlar altında yetiştik; kimi zaman yanımızda kardeşim dediğimiz insanları ufacık bir tahıl uğruna kaybettik. Ama biliyorsunuz bugün büyük gün. En büyük gün ! Biz buraya şu fevkalade yapıyı, Dünya Harikasını, almaya gelmedik; şehitlerimizin kanının yerde kalmayacağını göstermeye geldik! Biz BİR ölür, BİN diriliriz. Askerlerim HÜCUM...''

Komutanın sözü ile hareketlenen orduyu karşılamaya gelen sayıca üstün dev bir ordu vardı. Mancınık arabaları o güzelim taş duvarlı binaları yıkmaya başlamıştı ve Dünya Harikası yavaş yavaş ilk halindeki canlılığını kaybediyordu. Savaş günlerce sürdü. Dünya Harikası'nın düşmesi mümkün gorünmüyordu. Köyün etrafındaki su hendeği ölü adamlarla dolmuş, suyun rengi kırmızı akmaya başlamıştı. Destek birliğin gelmesine daha çok zaman vardı. Onlara kavuşana dek düşman tekrar tekrar toparlanma fırsatı bulabilirdi. Düşman birlikleri kendilerine göre sayıca zayıf olan taarruz askerlerinin sayısını büyük ölçüde eritti. Dayanamayacaklardı ama savaşacaklardı. Son nefeslerini verirken hepsinin yüzünde; dostlarının, kardeşlerinin, ana babalarının kanlarını yerde bırakmadıklarını resimleyen muazzam bir gülümseme vardı. Her ne kadar hayatlarını kaybetmiş olsalarda amaçlarına ulaşmış düşmanın Dünya Harikasınının büyük hasara uğramasını başarmışlardı.

Belki o gün tüm askerler canı pahasına savaşıyor olmasaydı düşmanın açgözlülük uğruna öldürdüğü masum insanlar bir daha hatırlanmayacaktı. Unutmayınki zaferi kazanan ün para kazanmaz, onurunu şerefini kanıtlar ...



Bugün Üniversite sınavı olan tüm Travian severlerin istediği yerlere gelmesini temenni ediyorum. Aynı imtahana gireceğimden dualarınızı bekliyorum. Hayırlı geceler ...

yigit35
19-06-2017, 01:14
Ve sonunda başlıyor...


Birlikler savaş alanında duruyorlardı, yaklaşmak üzere olan arabaları bekliyorlardı. Geç oldu, ama kimse yatağa bile girmeyi düşünmedi: tarih bugün yazılacak! Yakın kente ait beyaz taş duvarlar, büyük kayalar arasında gizlenmişti, güneşin son ışıkları pek görülemedi. Savaşın başlamasına sadece saniyeler kaldı ve kahraman mızrağını atının üstünde şunu söylemek üzere ileriye doğru doğrultmuştu bile,Ordular ilk hedefiniz Dünya Harikası ileri! emrini veren kahraman önde koçbaşılarla gösterişli bir şekilde şehre girdi.Arkasına baktığında ölmek umrunda olmayan;sadece mücadele etmeye gelmiş;onbinlerce,yüzbinlerce asker gördü.Heduan'dan tutun da Phalanx'ına kadar tüm ırklardan,tüm askerler oraya gelmişti.
Koçbaşılarla surları yıkan kahramanımızın ordusu pek bir zayiat almadan şehrin içine girmişti.Şimdi arkaya mancınıkları takmış bir halde fellik fellik dünya harikasını aramaktaydılar.Daha bir dakika geçmemişti ki kılıçlılardan biri gırtlağını koparırcasına haykırdı.Kahraman onun dünya harikasını gördüğünü anlayarak yanına geldi.Gerçekten de 98 level olan bir dünya harikasıydı bu.Kahraman önde,askerler arkada dünya harikasına doğru yola çıktılar.Ardından kahraman yaban domuzlarının o pis kokusunu aldı.Belli ki yakınlardaydılar ve birazdan çok büyük bir savaş olacaktı.Belki de bu serverin en kanlı ve en son savaşı olacaktı.
Karşılarındaydılar...İşte...Kahraman deminki düşündüklerini geçirdi önce aklından.Belki de haklıydı.Karşılarında onlardan daha kalabalık,daha güçlü bir ordu vardı.Kazanmaları gibi bir ihtimal bile olmayabilirdi.O an aklına şehit heduanlardan birinni savaş alanında söyledikleri geldi.''Herbirimiz birer askeriz.Bizler kazanmak için değil,mücadele etmek için yetiştiriliriz.Ölmek umrumuzda değildir,tek bildiğimiz,yapabildiğimiz savaşmaktır'' demişti.
Kahraman kulaklarında bu sözler çınlaya çınlaya düşmana doğru ordusuyla saldırmaya başladı.Beş dakika sonra beklenen sonucun ortaya çıkacağı belli olmaya başlamıştı.Zaten birkaç dakika sonra da ordu yok olmuştu.Köy savunucuları dünya harikasının 97 levela düştüğünü gördüler ancak düşmana verdikleri zararın yanında bu bir hiçti.
Kahramanın ölmeden önce söylediği bir söz hala kulaklarımdadır.''Arkadaşımın sözlerine bir şeyler ekliyorum bir asker savaştığı için ya da tahıl yediği için gerçek bir asker olmaz.Yaşlılıktan ölen askere de asker diyemem ben.Asıl asker savşa alanında ölen ,kanıyla yıkanandır.İşte böylesine gururla asker derim ben.

A.S.Ş.
21-06-2017, 17:22
Sonuçlar ne oldu acaba?

hayaligenc
26-06-2017, 04:52
Merhaba Travian'ın Korkusuz Savaşçıları ;

Bir yarışmamızın daha sonuna gelmiş bulunmaktayız . Yarışmaya katılımınızdan dolayı Travian Legends TR Ailesi adına hepinize teşekkür ederiz .

en ilginç hikaye kategorisinde 100 altını kazanan oyuncumuz : Jabbawockeez hikayesi burada (http://forum.travian.com.tr/showthread.php?t=103119&p=2168514&viewfull=1#post2168514)mevcuttur.

ikinci olan oyuncumuz : yigit35 hikayesi burada (http://forum.travian.com.tr/showthread.php?t=103119&p=2169006&viewfull=1#post2169006)mevcuttur.

üçüncü olan oyuncumuz : monwazchhikayesi burada (http://forum.travian.com.tr/showthread.php?t=103119&p=2168419&viewfull=1#post2168419)mevcuttur.

kendilerini tebrik ediyoruz.Hediyeleri hesaplarına yatırılabilmesi için buradan (http://forum.travian.com.tr/private.php?do=newpm&u=165374)bana kullanıcı adlarını ve server adını yazmalarını gerekmektedir. Kazandıkları hediyeleri güle güle harcamalarını diliyoruz.

Peki yarışmalar bitti mi ? Tabi kiiiiiii hayırrrrrrrrrrrr.Bizi takip edin bol bol ödül kazanın.Bir başka yarışmada görüşmek dileğiyle ;)

Saygılarımızla
Travian: Legends Türkiye Ekibiniz